28 Kasım 2010 Pazar

ARSLAN GİBİ SÜRÜNMEKTENSE... MORSİNEK GİBİ UÇMAK EVLÂDIR...

ARSLAN GİBİ SÜRÜNMEKTENSE... MORSİNEK GİBİ UÇMAK EVLÂDIR...





"ölü arslanın yelesini çekiştirme "



1./
ölü arslanların yelelerini çekiştiren ''kızgın kelebekler''
ölü arslanların yelelerinden saraylar inşâ eder...

kim demiş kurt tilki enkazından yapılan saray:-saray yavrusu sayılmaz...


2./
saraylarda kula kul olup... it gibi sürünen sahaf kasap olmaktansa
morsinek ol! şair ol! korkuluk ol! çapaçul ol! uç!bu insan olana yeter...

kim demiş kurt tilki enkazından yapılan saray:-saray yavrusu sayılmaz...


3./
arslan nice koşsa...yelelerine kanat takıp... uçamaz! kelâmdır:
unutma! arslan gibi sürünmektense...morsinekler gibi uçmak evlâdır...

kim demiş kurt tilki enkazından yapılan saray:-saray yavrusu sayılmaz...


4./
kirpileri süt zehirler öldürür -t a m a m a m m a- bizde süt
ne gezer...

uçmaktan vazgeçen morsinekler... bir teneke yok!ta değil...
sarayda:arslan ağzında gezer!

5./

kim demiş kurt tilki enkazından yapılan saray:-saray yavrusu sayılmaz...

kelâmdır:-morsinekler ölü aslana ölü zebraya diş
g e ç i r e m e z. . . .



efraim soğaç

27 Kasım 2010 Cumartesi

DÜMENSİZ ŞİİR

DÜMENSİZ ŞİİR


-celâl sılay'a-


Nuh tufanı'nın mürettebatı
miço ve kaptandan ibaret değil
dünyadan ibaret...
kabul !

biz de Allah kuluyuz ey Nuh !
-yani şairler ve deliler-
mürettebat olamayız fakat
yolcu oluruz
idare et...

hiçkimse ödemedi fakat
şairler ve deliler
uçan kuşlara borçlarını
sevdalarıyla
ödediler...

ve şairler ve deliler
bilirler ki:
Nuh Gemi'sine
dümen yaptırmaz...

Nuh'un Gemisi'nde
dümen yoktu...

şiirin ve aklın ağrı'sını Nuh
dümensiz buldu !

efraim soğaç

26 Kasım 2010 Cuma

TAŞ DEVRİ

TAŞ DEVRİ

yunus'un söylediği hece taşları !
-taş devri hâlâ son bulmadı !

sen de kendi taşını
kendin hecele

ey a c ı !


efraim soğaç

ÇİVİ YAZISI

ÇİVİ YAZISI

çürük tahtalarla marangozluk yapılmaz,-bu doğru!
çürük tahta çivi tutmaz,-bu da doğru!

tuttum ben de çimenlerden su yontan bahçıvana sordum,
-sular da çivi tutmaz,dedi,rüzgârlar da çivi tutmaz!

mürekkep gerek bize öyleyse,-papirüs üstüne çiviyle yazı
y a z ı l m a z...


efraim soğaç

POİNCARÈ KESTİRİMİNE ŞİİRSEL KATKI

POİNCARÈ KESTİRİMİNE ŞİİRSEL KATKI

-KÜRRESELCİLERE KÖTÜ HABER !-

"üzerinde delik olmayan herşey küreymiş"
böyle buyuruyor poincarè kestirimi....

haydi küreyelim bu hârika kestirimi elbirliğiyle,
magmaya kadar inen yanardağlar şayet koca bir delikse,
-çok şükür, dünyamız kürre değil öyleyse !

eyyafyallayökküll eyyafyallayökküll eyyafyallayökküll...


efraim soğaç

GÖZGÜ

GÖZGÜ

idris'in iğnesiyle
iblis'in iğnesini
birbirine karıştıran
terziler !

iblis'in iğne deliğinden
deve de geçer
dünya da geçer...

idris'in iğne deliğinden
kum tanesi geçmez
kar tanesi geçmez...

gözsüz gözgü: rüyâ !
gözsüz gözgü: su !

-dikişsizdir...


efraim soğaç

ANAHTAR DELİĞİ

ANAHTAR DELİĞİ

nihil anahtarın kuyruğuna
asma kilit asmakla
anahtar
anahtar olmaz !

kilit üstüne kilit vursan da
hırsıza kilit dayanmaz...

öyleyse nöbetini
muhkem tut...

kendi nöbetini
kendi tutana
hırsız
d a d a n m a z. . . .


efram soğaç

NAS/İHATA EL CEVAP:

NAS/İHATA EL CEVAP:

mehmet dedem der ki:-dost var,düşman var
-odunu yardıktan sonra, baltayı avluda unutma !


efraim soğaç

GÜNEŞİ BATI SÖNDÜREMEZ

GÜNEŞİ BATI SÖNDÜREMEZ

bütün akşamlar
böyle bata bata
bir araya gelse
batı güneşi
yine söndüremez....

kaç akşam böyle
bir araya gelirse
kıyametin ipini çeker
büyük akşam olur
bunu kimse bilemez....


efraim soğaç

LÂYÜS'ELÜ AMMA YEF'AL

LÂYÜS'ELÜ AMMA YEF'AL

değirmen der ki:- ben olmuşu öğütürüm...
-bana olmamışı yollamayın !...

efraim soğaç

'Bei Mir Bist Du Sheyn'

'Bei Mir Bist Du Sheyn'


tüm denizler
küp gibi sağır şimdi:

-balıkların kulağına
kar suyu
k a ç t ı . . .

efraim soğaç

-capra ! gatta ! nullo !-

l i r i k a l e g o r i

-capra ! gatta ! nullo !-

büyük teke ve şabbat:
goya'nın güyâ lirik alegorisi
(şiir)se şayet...

bu (tablo)ya giren hiç kimse
bu (dünya)ya giren hiç kimse
sağ
çıkamaz...


(yaz !
bunu da yaz:

insan bazen
kendi gölgesinden ansızın bıkar

ben bıktım :

matem ve tabut geliyor arkamdan
başlıca...

-ne meltem
ne imbat !....)


efraim soğaç

BİULMEACEA

BİULMEACEA

(Eşşeğin aklına karpuz çekirdiği ekenlere,)
E.Allan Poe’nun ‘an Enigma’ şiirini taştir ...

Soysuz soylu sülün osmanlar müteşairler
nadiratta arar bulur iktisatlı belâgatı ,
yarım porsiyon mefkure
tartmaya görsünler gazel terazilerinde,
-insan kuş misali-
mütebahhir olup tepemize sıçarlar,
bir de şanslı olduğumuzu vehmedip bize,
hepimize mefisto’dan piyango bileti
ısmarlar,
çarşı pazar dolaştırırlar...



efraim soğaç

KAPALI DENİZ TUŞBA’YA SİMSİYAH MÜDEVVER BİR NEO-AÇILIM

KAPALI DENİZ TUŞBA’YA
SİMSİYAH MÜDEVVER BİR NEO-AÇILIM....

Bir nalım var/üç nal bir at gerek bana...

Ar damarı hayal perdesi ışkırlak,
-Hayy-ı Hakkkk !
Armadura çürüse de olur bırak
Arkamız sağlam mı fermiyum
Su kesimi sağlam mı
Sen asıl onu söyle...

Tuşba: Prangalı dizemsiz soğurucu
-Çocuk dilinde ‘bir küçücük fıçıcık
İçi dolu turşucuk’...

Batı’dan geldiler bak, kapalı deniz tuşba...
-Bilmediğimiz bir atlangıçla
Tuşba kefalleri
Nuh’un çürümeyen
Gemisine ağrısız sıçradılar bak-
Kızılcık sopasında şimal şurubu atlantik
Batı’dan geldiler bak, kapalı deniz tuşba...
-Bana ordan bir soda açsana...

Bir nesil dokuz göbekte
Bana aslımı unutturdular diplarya:
-Şimdi ölsem sözgelimi
Son bir kez sıçrar yüreğim
En uzak yıldıza değmek için çırpınır
Anısız ve acısız gülümser
Göğüs kafesim....

Bir nalım var/üç nal bir at gerek bana...



efraim soğaç

İLKEL SU

İLKEL SU



-suyun hiç mi hiç değişmeyen güzelliğine-


***

en ilkel
hz. âdem

hem de suyla beraber

çok şükür
öyleyse ben de
ilkelim


***

ezelden beri
tüm insanlar
doğumlarından
ölümlerine kadar
burunlarıyla
havayı üfürür:
nefes
alırlar

çok şükür
nefes alıyorum
öyleyse ben de
üfürükçüyüm

***

aslını inkâr etmeyen
ilkellerdir

ilkel olmayan
âdem
sayılmaz

bu biiiiir

***

havayı burunlarıyla
üfürmeyen
sadece
ölülerdir


***

ben ki
ilkel mi ilkel bir suyum

ezelden beri nasılsam
şimdi de
öyleyim

hiç değişmedim


***


ıssızım
sayım suyum yok

su gibi âziz
lâle kadar gözü kara
üfürükçüyüm
ilkelim

***

neylersin işte
mahşere dayanıksız
bütün elmalar
çürüdü


***

armut dersem
çık

ey ilkel su


***


efraim soğaç

TELGRAFIN YEŞİLLENEN TELLERİNE

TELGRAFIN YEŞİLLENEN TELLERİNE



-A.Haşim'în'O Belde' şiiri için-

Deniz! Akşam vakti
saçlarıma salma
başıboş bir hüznü...
akşam vakti güneş
senle sevişmenin doruğunda
affetmesiz
u n u t k a n...

kalk gidelim sümmâşâ:
kırlangıç nefeslerin ısıttığı
ılık yaz akşamlarında,

-telgrafın kavaktan yeşillenen
tellerine
önce biz konalım,
şimşekler gibi konalım...

(biliyorsun söyle/meme gerek yok
öpmek sevmek değildir
dokunmaksa h i ç değil...
ama sevmek hem dokunmaktır
hem öpmek...


efraim soğaç

TAKVİM ŞİİRİ

TAKVİM ŞİİRİ


takvimler gün sektirmez
saatler saniye


hangi gün gördük ki
çarşamba
perşembe'ye uğramadan
cuma'ya
uğrasın...

hangi ay gördük ki
mart
nisan'a uğramadan
mayıs'a
uğrasın...

hangi yıl gördük ki
bahar
yaz'a uğramadan
sonbahar'a
uğrasın...

takvimler gün sektirmez
saatler saniye

hangi gün gördük ki
çarşamba
perşembe'ye uğramadan
cuma'ya
uğrasın...

ve bunu
herkes
görmezden gelsin !


efraim soğaç

SÜT AĞRISI

SÜT AĞRISI


-Bir Hekim'in günlüğünden-


tatlı belâ cin mısırı
kukureç közü üstünde
epidural anesteziyle
ağrısız doğum yapıyor...

halbuki şiirin
ve güzelliğin sütlü mısırı
tarlada doğum yapıyor bak,
ağrılı bir göbek bağı ile
yıldızlara koşuyor...

leylâk kokulu
ikindi yağmurlu
ne güzel bir yaz günü bu gün,
ay sanki sütlü mısır olmuş da
annelerin göğüslerine
koşuyor sanırsın...

-ve elini uzatsan ay avcundadır:
bir adımda kendini şair olmuş sanırsın...-

(iyi ve güzel şeyler söylemeyeceklerse
şairler olmasa da olur...)

iyi ki,
anneleri anne yapan o güzelim
süt ağrısı var...

şükürler olsun sana güzel rabbim !


efraim soğaç

SUYUN KÜLÜ OLMAZ

SUYUN KÜLÜ OLMAZ



ateş bile
çaresizdir:

su
nice-nite yansa, kaynasa...

suyun
külü
olmaz...



efraim soğaç

SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

SEÇME VE SEÇİLME HAKKI



hayattayken
ölmeyi seçeriz
ölüyken
hayatı
seçemeyiz

seçme ve seçilme hakkı

sandıkla gelen
sandıkla gider

ilk sandık beşik
son sandık tabut

yürümekle
yaşamakla
ölüm
aşınmaz


efraim soğaç

RUSSELL/BERBER PARADOKSUNUN ÇÖZÜMÜ

RUSSELL/BERBER PARADOKSUNUN ÇÖZÜMÜ


'kendi kendini
traş edemeyenlerin
köyünde,
sevilla berberi,
herkesi traş eder,
kendini traş edemezmiş...'

bu bir paradoksmuş...

lâf-ı güzaf:

sevilla berberi
hem kel
hem köse ise...

bu rusell/berber paradoksu
şıpın işi
çözülür...

not:upaşinadlarda
rüzgârlar matematiği
şiirle söylerdi...
-bu gelenek
hanidir
yok edildi...


efraim soğaç

PİTON VE PİYON

PİTON VE PİYON



neo-caynacılara-

'sonunda onu da hatırladılar.'
dostoyevski/ecinniler'den

*
civa: pandılda pegasus'un ayak izleri...
ne pandili amma
paradideki pankartta pandita
eski zamanları kusuyor...

/pantuflacı eleştirmenleri
ağır ceza reislerini imdada
imdada çağırıyor bak
pandispanya şairleri
pandispanya gazetecileri.../

*
aciva:pitonların piyonların ne sevdiğini biliriz...
siz bayım,-profitol sever misiniz ?

/pitoreks piyonlar-örcin pitonlar...
belinizdeki iple
belinizdeki cayraskopla
bu balta yıkanmaz
bu balta asılmaz.../

*
ahimsa:ne karısı ne marksı ne endülüs'te raksı...
bu rakı artık-bu hamur artık
ne su ne buz ne mahkeme kaldırmaz....

/yoldan çıkmış kasapları-ozanları-sahafları...
ekmek mushaf çarptı bak, ahimsa !/

*
siddha: pandılda pegasus'un ayak izleri...
ne pandili amma
paradideki pankartta pandita
eski zamanları kusuyor...

/doğrudan cayanların kaşığında kırk yanlış çıksın diyor!.../


efraim soğaç

ÖLÜM’E İMAN ETMEYEN YOK’TUR

ÖLÜM’E İMAN ETMEYEN YOK’TUR



*

Düşmez Kalkmaz Bir Allah,-

Ölüm'e imân etmeyen
Yok'tur !

*

/...
ezelden beri Ölüm,
öyle bir iktidar ki,
gelmiş-geçmiş-gelecek
bütün iktidarlar
bir araya gelse,
ve Kızılca Kıyamet kopsa,

-Ölüm,
Mahşer'de bile
muhalefete
düşmez.../

*

kabirdeki
sorgu melekleri
Enkirle Münkir
der ki:
münkir de olsa
mümin de olsa
Ölüm'e herkes imân
eder...
ve Ecel Namazı'nı herkes
tek başına
kılar,

sonra da
Sırr'a kadem basar!

*

Evvel Allah Ahir Allah,-

Ölüm'e imân etmeyen
Yok'tur !



efraim soğaç

HARPOON- ORHAN

HARPOON- ORHAN


Çıtı-pıtı Seher Hanım'a-

Sen şimdi git kurnaz martıların
Kızkulesi'nin aklını çelişini seyret
vurdumduymazlığın küpeştesinden
ya da ne bileyim
Çehov'la Vanya Bahçesi'ni
Vişne Dayı'yı abart/ayart...
ya da ne bileyim
gurub vaktiyle martıların arasına gir
batarken gün moröncesi bekleyişlerle....

Kayın ağaçlarını
füze rampası
sanan musallat rüzgâr
fıstık çamı kozalaklarını çıramozda
hıncahınç yakamozda
p a t l a t ı y o r
bulutları da unutmuyor...
/yek avaz külbe-i ahzan'la
otuziki tekmil birden..../

Dinle bak Orhan,durmadan sabah akşam
görünmez bilinmez bir Seher nereye gitsem başucumda ağlıyor....


Lamartine Cad.,Taksim


efraim soğaç

ÇERAĞ

ÇERAĞ



çarelerin çaresizlendiği
çaresizlerin çarelendiği
öyle bir çağrıdır ki ölüm
bu çağrıya uymayan
çerağ var mı...

lâle öyle bir çerağ ki
gölgesi de kendisi de
suya girse ıslanmaz
yanar mı...


efraim soğaç

BUNCA

BUNCA


-Malcom X'e-

bunca dayanamazdım herhalde
bu çağ göstergesi yüzüme
yüzsüzlüğümle sığınmasaydım eğer
bir ya'fur'un kardan beyaz bekleyişine...

/Dear mr.Malcom X,
poems to you post...
satısfactory...
see you again.../

frijider şiir ferforje nesir...

/hem şiir nesire esir değildir
bunu bil.../

şurada duruyor bak...

/girince okyanusları taşıracak,
-su aygırlarını buldum nihayet/

çılgınca öteliyorum hipopotamları şimdilerde...
yukardan aşağıya/soldan sağa
parselli bir tutam hiç,-hayat....

sen çok yaşa e mi şair:
-misk-i amber kokan nihilizm hiç görmemiştim...

Allah'ın izniyle onu da gördüm !





19.10.2009/Merter.,İST


efraim soğaç

BLACK JACK OYUNU

BLACK JACK OYUNU


ey şair söyle !

elli ikilik
kaç deste var
masada...

arka arkaya
üç kağıt çek...

dikkat et!
toplamları yirmi biri
geçmesin...

/ey yoğu var gösteren!

saat kaç...
sabah dokuz mu...
gece dokuz mu.../

-edebiyat garnizonu
bütün mânâları
yuttu...

efraim soğaç

BİLMEDİĞİM BİR SU

BİLMEDİĞİM BİR SU



âmâlıktan bir âmâlık kopardım
nasihatını tuttum baba:
-vazgeçtim artık vazgeçtim
'bir ölünün gölgesinde
kırk lâle aramaktan...'
bir lâle soğanından ancak
tek bir lâlê çıkıyordu,anladım...
lâlenin gölgesinden başka soğanı yoktu...
onlar da hafaza melekleriydi,anladım...
bundan kaçış yoktu,anladım...

âmâlıktan bir âmâlık kopardım
ikindi vakti miydi neydi
-gündüz niyetine-
ümmetsiz bir cami gördüm
yolumun üstünde...
sâfî biçilmiş çim kokusundan...
ümmeti sanki yol soran
sedir ağaçları...

-güpegündüz tabutumun kollarında
bilmediğim bir gelincik gölgesine
bilmediğim bir çayır
durmadan
yağıyordu...

-bilmediğim çiğ taneleriyle
çimler nasıl ezan okuyorsa
öyle ezan okuyordu
bilmediğim bir su...

sulardan önce
secdeye varmış
onca sedir ağacı,
namazdan sonra...
gözlerimden öpüyordu beni...

oğlu tapşırsa tanımaz mı hiç,tanır elbette,
-işte babam da geldi...





AvrenKöyü/Pınarhisar'2008


efraim soğaç

MAKLÛB

MAKLÛB


ar bezi ki iki ‘zebra’

elem çok ama koç mele
eğe su red eder us eğe
sulu kavak ulus
kavak elle kavak
su elle us

file nesne ama ensen elif

ve salâh –âlâ- halâs ev

aran su ses us nara

ışık su us kışı

meselem ha aya ah melesem
meselem ha aya ah melesem

ayna tut anya
ayna tut anya

ara maklûb
bul,kam,ara

ar bezi ki, iki 'zebra'...


efraim soğaç

KAFKAESK ŞİİR

délimitation:

KAFKAESK ŞİİR


'nokta at’ışı'


Şato romanında
kahraman K.

sonsuzluğun
tapu kadastrosunu
çıkardı da ne oldu

nokta
hepsini
yalayıp
yuttu


efraim soğaç